Endometrium (Rahim İçi) Kanseri

Endometrium (Rahim İçi) Kanseri

Endometrium (Rahim İçi) Kanseri

Uterus kanserleri endometrium kanseri ve uterus sarkomlarını kapsayan kanserlerdir.

Endometrium (Rahim içi) kanseri

Endometrium (Rahim içi) kanseri Türkiye’de ve gelişmiş ülkelerde kadın genital kanserleri içerisinde en sık görülen kanserdir. Genellikle ileri yaşlarda, menopozdan sonra karşımıza çıkan ve çoğunlukla erken tanı konulabilen bir kanserdir.

1

Resim. Uterus (rahim)anatomik yerleşimi ve endometrial kanserin başladığı alan

2

3

Tablo. Korpus uteri olarak adlandırılan rahim kanserinin dünyada ve Türkiye’de kadınlardaki kanser sıklığı arasındaki yeri

Endometrium kanserinin iki farklı tipi bulunmaktadır. Tip 1 ve 2.

Tip 1; endometrium kanserinin %75-85’ini oluşturmaktadır, daha genç yaşta görülür, ya dışarıdan alınan östrojen ya da vücütta endojen olarak bulunan östrojenin (östrojenin progesteron ile karşılanmamış olması gerekir) etkili olduğu kanser tipidir.

Endometrial hiperplazi zemininden gelişen kanserler tip 1 kanserlerdir.

Tip 2; atrofik zeminden gelişen daha olumsuz seyreden kanserlerdir. Daha yaşlı kişilerde görülür, seyri tip 1’e göre daha olumsuzdur.

Tip 1 yani en çok görülen endometrium kanserinde asıl neden KARŞILANMAMIŞ ÖSTROJEN’dir. Burada karşılanmamış terimini açmak gerekir. Normal siklusta overde folikül gelişimi ile östrojenin kandaki miktarı artar ve bu artan östrojen endometriumda proliferasyon (hücrelerin çoğalması) olayına neden olur. Daha sonra ovulasyon (yumurtalama) olmasını takiben overdeki folikül yapısı değişime uğrayarak korpus luteum adını alır ve bu yapı progesteron sentez etmeye başlar ve endometrium sekresyon fazı denilen faza geçer. Eğer ovulasyon düzenli olmaz ise progesteron yeterli üretilemez ve östrojenin endometriumdaki etkisini karşılayamaz ve karşılanmamış östrojen etkisi oluşur. Bu etki ile endometriumda proliferasyon, hiperplazi (kalınlaşması) ve arkasından kansere doğru ilerleyebilir. Burada östrojen kaynağı endojen (vücüt tarafından üretilen) östrojendir. Diğer taraftan siz rahmi olan bir kadına sürekli ve tek başına östrojen verirseniz aynı etkiyi burada da görebilirsiniz. Dolayısıyla uterusu yani rahmi olan kadına tek başına östrojen değil progesteron ile kombine ederek vermek gerekir.

Endometrium kanseri için risk faktörleri

Faktörler Risk artışı
Nulliparite (hiç doğum yapmamış olmak) 2-3 kat
Menopoza geç girmek (52 yaş sonrası) 2.4 kat
Obezite10-20 kg fazlalık20 kg dan fazla olma 3 kat10 kat
Diyabetes mellitus 2.8 kat
Karşılanmamış östrojen 4-8 kat
Tamoksifen tedavisi 2-3 kat
Atipik endometriyal hiperplazi 8-29 kat
HNPCC (herediter nonpolipozis kanser) sendromu 20 kat

Endometrium kanserinde en önemli faktörlerden bir tanesi yaştır. Bu kanserlerin çoğu aslında menopoza girmiş kadınlarda görülür ve ortalama görülme yaşı 60´dır. Yaklaşık olarak %85´i 50 yaşından sonra görülmektedir. Sadece %5´i 40 yaşından genç kadınlarda görülmektedir.

Endometrium kanseri olan kadınların çoğunda ailede endometrium kanseri öyküsü bulunmamaktadır. Yukardaki tabloda görülen HNPCC sendromu ailesel geçiş gösteren bir sendromdur. Bu ailelerde erken başlayan kolon, rektum, over, ince barsak, üreter/böbrek kanseri ve endometrium kanseri görülmektedir. Endometrium kanserinin %2-5´i bu sendroma sahiptir ve %10´u 50 yaş altındadır.

Diğer önemli bir risk faktörü de obesitedir. Endometrial kanserli olguların %17-46´sında obesite vardır. Bunun dışında şeker hastalığı, polikistik over sendromu, erken adet başlaması, geç menopoza girmek de bir risk faktörüdür.

Tamoksifen ve endometrium kanseri

Tamoksifen meme kanseri tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Meme kanseri tedavisi sonrası tekrarlama riskini ve karşı memede kanser gelişme riskini azaltır. Ancak tamoksifen kullanımı sonrası endometrium kanseri gelişme riski artar. Son yıllarda ise meme kanseri tedavisinde aramotaz inhibitörleri de kullanılmaktadır. Bunlarda endometrium kanseri artışı görülmemektedir.

Endometrium kanserinde koruyucu faktörler

Düşük kilo, sigara içimi, progesteron kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımı endometrium kanserinde koruyucu etkiye sahiptir.

Endometrium kanserinde klinik bulgular

Endometrium kanseri olgularında en sık görülen şikayet kanamadır. Olguların çoğu menopoz sonrasında olduklarından bu kanama anormal bir durum olarak hastalar tarafından da algılanmaktadır. Menopozdan sonra oluşan kanamaların %10-15 kadarını endometrium kanseri oluşturmaktadır. Hastaların çoğunda ağrı olmaz. Bu kanamalar yoğun olabildiği gibi lekelenme şeklinde de olabilir.

Tanı

Kırk yaşından büyük kadınlarda anormal kanamalar olduğunda veya menopozdan sonra kanama ile gelen olgularda endometrium kanserini tanımak için endometrial örnekleme denilen ve halk arasında parça alma ile ifade edilen küretaj işlemi yapılmalıdır. Çünkü kanserin tanısı sadece biyopsi ile konabilir.

Bazı durumlarda hastalarda hiç bir şikayet olmayabilir. Eğer yapılan ultrasonografik incelemede, özellikle menopozdan sonraki kadınlarda endometrium (rahim iç tabakası) kalın görülebilir (5 cm üstü). Bu durumda da endometriumdan biyopsi yapılması uygundur.

4

Resim. Menopozdan sonraki dönemde olan bir kadının uterusunun transvajinal ultrasonografi ile görüntülemesi (Çizgi şeklinde ince olmasına dikkat ediniz).

5

Resim. Menopozdan sonra ultrasonografide endometrium tabakasının kalın olması kanser açısından şüphe uyandırır.

Evreleme

Her kanser tanısı konduktan sonra yapılması gereken ilk işlem bu kanserin yaygınlığının belirlenmesidir ve bu işleme evreleme denmektedir. Endometrium kanserinin ise bugün kabul edilen evrelemesi cerrahi ile yapılmaktadır. Cerrahide çıkarılacak olan uterusun, tüplerin, overlerin, lenf nodlarının incelenmesi ile buralarda tümör olup olmadığı belirlenir. Bunun amacı ameliyat sonrası ek tedavilerin gerekip gerekmeyeceğinin saptanmasıdır.

Tedavi

Endometrium kanserinin asıl tedavisi cerrahi ile uterusun alınmasdır.  Ancak bu durumun iki istisnası vardır. Birincisi genç yaşta, çocuk isteyen bir kadında çok erken bir endometrium kanseri olan olgulardır. İkincisi ise cerrahiyi kaldıramayacak kadar sistemik sorunları olan hastalardır. Bunlarda çeşitli ilaçlar kullanılarak kontrol biyopsileri ile takibini yapmak şeklindedir.