İnfertil Çiftin Araştırılması

İnfertil Çiftin Araştırılması

İnfertil Çiftin Araştırılması

İnfertilite yani kısırlık sadece kadınların sorunu değil çiftlerin sorunudur. O yüzden ilk görüşmede mutlaka çiftler birlikte değerlendirilmelidir.

İnfertil çiftlerde ilk yapılması gerekenler:

  • Semen analizi (spermiogram)
  • Ovulasyonun olup olmadığı
  • Tüplerin açık olup olmadığıdır.

İnfertil çiftlerde ilk yapılacak işlemler kişilerin demografik özellikleri denilen yaş, kilo, boy gibi fiziki özellikleri yanında doğum yeri, mesleği, alışkanlıkları (sigara, alkol, ilaç vb) yanında geçmiş sağlık ve hastalık bilgilerini öğrenmektir.

Aile öyküsü alınmalı özellikle meme, yumurtalık ve rahim (endometrium) kanseri gibi ailesel geçiş gösterebilen kanserler olup olmadığı ve ailesel genetik geçişli bir hastalık varlığı sorgulanmalıdır.

İlk yapılacak işlem erkekden üç günlük bir cinsel perhiz sonrası mastürbasyon ile semen alınarak laboratuvarda analiz edilmesidir.

Normal Semen Parametreleri:

Spermiogram

Semen analizi normal ise erkekde önemli bir sorun olmadığı düşünülür. Normal erkeklerde de bazen test sonuçları anormal çıkabilir. Bu durumda belli bir süre sonra testi tekrar etmek gerekir. Eğer tekrar edilen testlerde de sorun varsa erkek mutlaka araştırılmalıdır ve ayrıntılı bir ürolojik muayeneye uğramalıdır.

Kadının araştırılması

Ovulatuvar faktörler:

Ovulasyon (yumurtlama) bozuklukları kadın infertilitesinde önemli bir neden olup yaklaşık %40’dan sorumludur. İlk sorgulamada ilk adet yaşı, adetlerinin süresi sorgulanmalıdır. Adetleri gecikmeli olan kadınlarda yumurtlama geç oluyor ya da olmuyordur. Adet öncesi ödem, meme hassasiyeti ve ağrılarının olması yumurtalamanın bir belirtisi olarak algılanabilmektedir. Troid bezinin az çalışması (hipotiroidi) ya da aşırı çalışması (hipertroidi) yumurtalama düzenini olumsuz etkileyebilir. Bazı endokrin bozukluklar ve sistemik hastalıklar da ovulasyon üzerine etkilidir. Prolaktin hormonunun (süt hormonu) aşırı yükselmesi (hiperprolaktinemi), erkeklik hormonlarının yükselmesi (hiperandrojenemi) durumları da yumurtlama üzerine negatif etki yapar. Hiperprolaktinemi sonucu göğüslerden süt akabilir, hiperandrojenemi sonucu erkek tipi kıllanma olabilir. Ayrıca obesitenin de yumurtlama üzerine olumsuz etkisi söz konusudur.

Kadınlarda germ hücreleri (döllenme yeteneği olan hücreler) anne karnında ve doğumda en yüksek sayıdadır ve giderek azalır. 20. gebelik haftasında 6-7 milyon iken doğum sırasında kız çocuklarında germ hücre sayısı 1-2 milyondur. Adet görmeye başladığı çağlarda sayı 400-500 bin civarındadır. Üreme çağında yumurtama ile bu sayı azalır ve menopozda ise germ hücrelerin hemen hemen hepsi tüketilmiş olur. Overdeki germ hücre sayısı (oositler) over rezervini oluşturmaktadır.

Over rezervi yaş ile birlikte azalır. Germ hücreleri programlı hücre ölümü ile 30 yaşların sonu ve 40’lı yaşların başında hızla tüketilmeye başlar. Dolayısıyla 35 yaşından sonra gebelik şansının azalması over rezervi ile alakalıdır. Rezerv azalınca dışardan verilen ilaçlara da yanıt az olmaktadır.

Over rezervini test etmek için adetin 2.-4 günü arasında kanda FSH, LH, östrodiol, inhibin B ve anti-müllerian hormon düzeylerine bakılmaktadır.

Ovulasyonun tespiti:

Bir kadın 24-35 gün arasında bir adet görüyorsa, yumurtlama zamanı ağrı hissediyorsa ve adet öncesi başağrısı, göğüslerde hassasiyet hissediyorsa büyük olasılıkla yumurtalama yani ovulasyon oluyor demektir. Ancak yumurtlamanın daha objektif olarak olup olmadığını saptamak için bazı yöntemler söz konusudur.

  1. Ultrasonografi ile overde folikül takibi. Bu yöntemle transvajinal ultrasonografi ile overler izlenerek içindeki folikül gelişimi izlenir. Graft folikül (yumurtalam öncesi içinde yumurta hücresi bulunduran yapı) görülür ve yumurtlama sonrası bunun küçüldüğü görülebilir.
  2. Yumurtlama öncesi LH hormonu kanda çok yükselir ve bu en yüksek seviyesinden 10-12 saat sonra yumurtlama olur. Bu hormonun seviyesine bakılabilir. İndirekt bir yöntemdir.
  3. Bazal vücüt ısısı ölçümü. Her sabah uyandıktan ve herhangi bir aktivite yapmadan vücüt ısısı ölçülür. Yumurtalama olmuşsa progesteron hormonu kanda yükselir. Bu hormonun vücüt ısısını artırıcı etkisi vardır ve ısı 0.8 derece artar ve 10 gün kadar sürer. Bu da indirekt bir yöntemdir.
  4. Endometriyal biyopsi. Bu da adetin 21. gününde yapılarak endometrium (rahim iç yüzeyi) değerlendirilir. Normalde yumurtlama olduysa progesteronun etkisinin o günler ile uyumlu olması gerekir.
  5. Servikal mukus. Serviks, rahim ağzı, yumurtlama öncesi serviksde sümüksü açık renkli ve çekince uzayan bir sıvı oluşur. Bu da kanda artan östrojenin etkisi ile olur. Progesteron etkisi ile kalınlaşır, kuruyunca mikroskop altında kristalize eğrelti otu manzarası gösterir.

Tüm bu yöntemler aslında indirekt yöntemlerdir. Klinik uygulamada çoğunlukla ultrasonografi ile folikül takibi ve bazı kliniklerde de endometriyal biyopsi kullanılmaktadır.

Tüplerin ve karın zarı (periton) değerlendirilmesi:

Kadının genital organlarının değerlendirmek için geçirmiş olduğu enfeksiyonlar ve özellikle karın içinden geçirien operasyonlar değerlendirilmelidir.

Pelvik ultrasonografi:

Ultrasonografi ile tüplerde sıvı olup olmadığı, uterusda myom, ovelerde kistler ya da kitleler tespit edilebilir.

Histerosalpingografi (HSG). (Rahim filmi):

Radyoopak bir madde kadının rahminin içine verilerek aynı anda direkt film çekilmesi ile yapılır. Rahmin iç yapısını, içinde şekil bozukluğu , myom, polip olup olmadığını gösterir. Ayrıca tüplerden ilacın geçerek karın içine dağılıp dağılmadığı değerlendirilir.

Tüplerden ilaç geçişi olmaz ise tüplerin hangi seviylerden tıkalı olduğu tespit edilir.

Laparoskopi:

Pelvisin, karın içinin ve tüplerin değerlendirilmesinde en değerli yöntem laparoskopidir. Bu yöntemle endometriozis hastalığı olup olmadığı, yapışıklıkların varlığı, tüplerin ve yumurtalıkların durumu ve rahmin (uterusun) yapısı değerlendirilir. Rahim içine boya maddesi uygulanarak tüplerden geçiş olup olmadığı anlaşılır.

İnfertilite araştırmasında laparoskopi ilk yapılacak işlemlerden değildir. Ancak HSG de şüpheli bir durum söz konusu ise ya da yapılan muayeneler endometriozisi düşündürüyorsa laparoskopi yapılabilir.

Histeroskopi:

Histeroskopi ile rahmin iç yüzeyi değerlendirilir ve içerde doğuştan perde olup olmadığı, myom, polip veya yapışıklıklar olup olmadığı incelenir.